MP3 player’ımın orijinal kulaklığı bozulunca iş başa düştü ve sıfırdan bir kulaklık almak gerekti. Biraz araştırma ile kulakiçi kulaklık diye bir kavramla da tanışmış oldum ve “hadi bu sefer de bunu deneyelim” dedim kendi kendime.
Yine net üzerinde yaptığım araştırmalarda şunu gördüm ki ucuza kulaklık satın almak pek mümkün değildi. O halde “iyice bir şey alayım ki ömür boyu (!) kullanırım” dedim. Aklıma gelen ilk marka Sony oldu ve araştırdım modellerini. Daha sonra o sayfadan o sayfaya derken Sennheiser diye bir markada takılıp kaldım.

Sennheiser CX 500
Detaylarda verilen bilgilerde; “kablonun cebinizde veya herhangi bir yerde olması fark etmez, çünkü kablo dolaşmaz kendi kendine çözülür” gibi bir ifade okudum. Bu çok garibime gitmişti vay canına ne teknolojiymiş bee dedim ve Sennheiser için Google’da bir araştırma yaptım. Daha sonra Ekşi’deki şu entry‘yi bütün sayfalarıyla birlikte okuyup bir Sennheiser CX 500 almaya karar verdim. Resmini yukarıdan görebilirsiniz.
Bundan sonraki adresim ise GittiGidiyor oldu. “Hazır orada üyeliğim varken şunu da alayım” dedim bir daha diğer alışveriş sitelerine üye olmak vs. sıkıcı iş. Ve sıfır ve orijinal bir ürün için gayet iyi miktarda bir paraya satın aldığımı düşünüyorum. Elmasepeti‘ndeki fiyatı ise KDV dahil 217 TL.
Evet, biliyorum ürün hiç ama hiç ucuz değil
.
Şimdi düşünüyorum da hakikaten de önceki müzik dinleyişlerim hiç bu kadar şahane-olağanüstü-harika-manyak olmamıştı. İyi ki almışım diyorum.
Yazarınız olarak kesinlikle ama kesinlikle yemeyin, içmeyin gidin bir Sennheiser CX 500 alın diyorum, bu kadar
.